İnsaf

Kıymetli okurlar, yazıma sosyal medyada paylaşılan bir yazıyı size aktararak başlayacağım. Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği’nden Duygu Kurt Zengin aynen şunları yazmış:

‘Deliklitaş’ ta oturduğu apartmandaki komşularının evdeki terierden rahatsız olması sebebiyle zabıtayı çağırdıkları Afife Hanıma dün uğradım. Taşınmak için eşyalarını topluyordu ‘artık bu insanlarla aynı apartmanda oturmak istemiyorum’ dedi. Afife Hanım, 55 yaşında, eşinden ayrılmış, 17 yaşında otistik oğluyla yaşıyor. Otistik çocuklarla evcil hayvanların bir arada olması çok faydalıdır, bu bilimsel bir gerçek. İki gün içinde 8 yaşındaki köpeklerini kızının kayınvalidesine verecekmiş, ‘o iyi bakar, çok iyi kadındır’ dedi. ‘Size bir şey yapamazlar, isterseniz yöneticiniz ve komşularınızla konuşayım’ dedim, ‘yoruldum, çok yoruldum, yeni taşındığım yerde de aynısı olacak, artık gücüm kalmadı’.

Afife Hanımın ses tonunu duymak bile yaşadıklarını anlamaya yetiyor. Yalnız yaşayan bir bayanı evinden etmek, otistik bir çocuğun arkadaşını elinden almak. Odunpazarı Zabıta ekipleri ve apartman komşularının ortak başarısı. Tebrikler.

Hayvanlara bakacağınıza insanlara bakın diye akıl veren insanların vicdanına tebriklerimi sunuyorum! Siz şimdi insanları mı düşünüyorsunuz?’

Afife Hanım diyor ki ‘artık bu insanlarla aynı apartmanda oturmak istemiyorum’. Bana kalırsa kırgınlığı sadece köpeğini istemedikleri için değil. İçinde bir parça vicdan ve empati duygusu kalmamış, bir otistik çocuğun dünyayla bağını koparmakta sakınca görmeyen insanlarla komşuluk yapmak istemiyor. Bu benim de ağırıma giderdi.

Malumunuz komşuluk kurumu toplumumuz da özel bir yere sahip, akrabalık, hısımlık, yarenlik, arkadaşlık münasebetleriyle harmanlanmış. Bazı durumlarda bahsi geçen münasebetlerin de önüne geçer. Düşünün lütfen, komşunuzun çocuğu engelli ve tüm gün evin içinde. Onun tüm sıkıntılarını, eziyetlerini, hezeyanlarını paylaşan bir köpeği var. Tek arkadaşı, kardeşi, yoldaşı. Bu köpeği onun elinden alır mısınız, ya da bir günlüğüne köpeğin yerine geçer misiniz?

Alıntı yaptığım yazıda bahsedilen aileyi tanımıyorum. Yazılanlar doğrultusunda yorum yapıyorum. Otistik delikanlının yardım alıp almadığını, otizminin derecesini, köpeğe ne kadar düşkün olduğunu bilmiyorum. Fakat bunun önemi yok,  zira sağlıklı bir çocuğun elinden de köpeği alınamaz.

Her insan engelli adayıdır. Yarın felç geçirip, yatağa mahkum olmayacağınızı, elsiz-kolsuz, bacaksız kalmayacağınız garanti edebilir misiniz? Allah esirgesin, yeğeninizin, torununuzun, evladınızın engelli doğmayacağını, sapasağlam olacağını nereden biliyorsunuz? Bu hastalıklarla karşılaşan aileler de böyle hastalığın kendilerini bulacağını bilmiyorlardı. Kimse kondurmaz, beklemez. Ama çevremizdeki bu amansız dertlere duçar olmuş insanlarla da empati kurup  ufacık sabrı gösterelim.

Bu hastalıklarla karşılaşan ailelerin, bir kanaryanın, bir kedinin, bir köpeğin çocukları üzerindeki olumlu etkilerini gördüğünde, yaşadıkları mutluluk ve duygu selini en iyi veterinerler bilir. Afife hanımın komşuları, dilerim Allah’tan böyle bir sıkıntı yaşamasınlar, ama yaşarlarsa o apartmandan kovdukları köpeğin evlatları kadar kıymetli olduğunu anlarlar.

Oturduğumuz apartman da bir terier yaşıyor, Beyaz. Ne zaman eve gelsem mutlaka havlar. Her giren çıkana bunu yapar. Saat geçmiş erkenmiş onun için mühim değildir, katiyen görev yapılır, uyarmak için mutlaka havlanır. Koşarsa bazen aşağıya gürültü de gelir. Üstelik komşularımız Beyaz’ı bir zaruret gereği beslemiyor. Onlar bir canla evlerini paylaştıkları için mutlular. Biz de mutluyuz. Ben ve komşularım aklımızın ucundan geçirmedik Beyaz’ın apartmanımızdan gitmesini. Niye gitmesini isteyelim ki? Eminim benim çocuklarım Beyaz’dan daha çok gürültü yapıyorlar.

İnanın bana Afife Hanımın komşularının da hiçbir geçerli sebepleri yoktur. Bunca yıllık meslek hayatımda bu tür sıkıntılarla çok karşılaştım. Hepsi, bundan önce defalarca bahsettiğimiz önyargıların ve sevgisizliğin ürünü şikayetler. Bir köpekle aynı apartmanda yaşama fikri bile bazen bahane üretmeye yetiyor.

Yeri gelmişken hatırlatayım, Afife Hanımın köpeğini kimse o evden alamaz. Zira bunun için mahkeme kararı gerekir. Mahkemenin de bu kararı vermesi ölçülebilir ses ve gürültü kirliliğinin olmasına bağlıdır. Biliyorum ki, bir terier bu ses ve gürültüyü çıkaramaz. Böyle bir baskıya maruz kalan köpek sahipleri, araştırıp haklarına sahip çıkmalıdırlar.

Herkese azıcık insaf, bolca empati diliyorum. Selam ve sevgilerimle…

04.08.2012 tarihli Eskişehir Posta Gazetesi