Sosyal Köpek Sınavı

Kıymetli okurlar, geçen hafta sonu Amsterdam’da üç gün dinlenme ve gezme fırsatı buldum. Çarpıcı ve eğlenceli olması yanı sıra müzeleri, mimarisi, kültürü, sınırsız özgürlük kavramı adına eğitici bir gezi oldu. Hoşgörü ve nezaket içinde, kimseye zararı dokunmazsa, bireyin istediğini yapabildiği ve bunun yadırganmadığı bir şehir. Mesleğim adına da  bir kaç gözlemim oldu, bugün sizinle bunları paylaşacağım.

Yakın çevrem bisiklete olan merakımı ve bisiklet koleksiyonumu bilir. Yıllardır bisiklete dair obje, oyuncak, efemera topluyorum. Dolayısıyla kişisel ulaşımın çoğunlukla bisikletle yapıldığı, her yerin bisikletle dolu olduğu Amsterdam’da kendimi, darı ambarındaki tavuk gibi hissettim. Ulaşım, park alanları, yollar ve trafik hızla giden bisiklet sürücüleri için planlanmış. Hanımlar, beyler, çocuklar, polisler  neredeyse herkes bisiklete biniyor, inanılmaz süratle akıp gidiyorlar.

Hal böyle olunca hizmete yönelik çok değişik modelde ve donanımda bisiklet üretilmiş. Çocuk koltukluları, önünde ya da arkasında teknesi olan bisikletler, kah bebek yaşta çocukları  kah köpekleri taşıyor. Herkes duruma alışık, köpekler de çocuklar da uslu ve sakin bir şekilde oturuyor, hıza rağmen keyifli ve risksiz seyahat ediyorlar.

Özellikle sabah ve akşam saatlerinde,  caddeler, sokaklar yürüyerek ya da bisikletle köpeklerini gezdiren insanlarla doluyor. Benim en çok hoşuma giden yöntem, sahibi bisiklet kullanırken, yanı sıra  uzatmasıyla köpeğin koşması oldu. Bu yolla bütün enerjisini harcayan köpek dengeli ve sorunsuz oluyor.

Aslında bütün köpekler sakin ve dengeli. Kavgaya eğilimli, agresif, korku ve hezeyan içinde köpek yok. Cadde ve sokaklarda belli bir disiplin içinde günlük egzersizlerini yapıyorlar, parklar da oynuyor, koşuyor, başka köpeklerle şakalaşıp boğuşuyorlar. Yüksek sesle köpeğini çağıran, bağıran, düdükle ya da kornayla köpeğine yön veren yok. Üstelik büyük ırkların çoğu bizde yasaklamaya, yok edilmeye çalışılan sözde ‘tehlikeli ırklar’. Pit bull, bull terier, dogo argentino favori ırkları. Hiç kavga dövüş yok, çoğunun gezdirme kayışı, uzatması bile yok. Bu manzara karşısında ister istemez ‘biz de niye böyle değil?’ sorusunu soruyorsunuz.

Ne kadar doğrudur bilmiyorum ama bence ilk cevap, evcil sahiplerinin bisiklete biniyor olmaları. Düşünsenize, bizim keyif almak için yaptığımız bisiklet gezilerini günlük yaşamlarına taşımışlar. Trafik çilesi yok, kurallar ve yollar buna göre düzenlenmiş, neşeyle bisiklet sürüp işlerine gidiyorlar. Dolayısıyla sakinler, enerjileri harcanmış ve neşeliler.

İkinci sırada iyi eğitilmeleri geliyor. Sosyal yaşama uyum konusundaki eğitimleri yanı sıra evcil hayvan edinmek ve  beslemek için eğitim almaları şart. Köpeğe nasıl yaklaşmaları gerektiği, hangi davranışı hangi yöntemle disipline edecekleri kapsamlı bir kursla anlatılıyor. Ancak bu kursu başaranlara evcil edinme hakkı tanınıyor. Ayrıca bütün evcil hayvanlar kısırlaştırılmış. Dolayısıyla seks güdüleriyle taşkınlık yapmalarının da önüne geçilmiş.

Bu tablo ülkemiz için örnek aldığımız, her fırsatta dile getirdiğimiz ve ısrarla önerdiğimiz bir tablo. Aslında ülkemizde de bu konuda çalışmalar başlamış durumda. Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonu (KIF) uluslararası köpek ırk standartları ve köpek eğitim kurumlarının Türkiye’de ki uzantısı. Bu dernek, ülkemizdeki köpek ırklarını tespit edip ırk özelliklerini belirleyip kayıt altına almak ve yurtdışı kökenli ırkların şecerelerini tutup ırk özelliklerini korumak amacını güdüyor. Aynı zaman köpek ırklarının eğitimini vererek sosyalleşmeleri konusunda da ön ayak oluyor.  Yarışlar ve gösteriler düzenleyerek ilgi çekmek bu vesileyle de eğitimi popüler hale getirmeye çalışıyorlar.

Mesela İstanbul’da KIF İş Köpekleri Komisyonunda görevli eğitmenler evcil hayvanların eğitilmeleri konusunda seminerler ve uygulamalı dersler veriyorlar. Ayrıca Ankara ve Bursa’da da bu hizmet başlamış.

Bu eğitim sonunda SKS (sosyal köpek sınavı) ile köpeğin eğitilip sosyal yaşama adaptasyonu test ediliyor.  Sınav,  sevk kayışıyla gezi, otur-kalk, kal, trafikte sevk, saldırgana tepki, uyarana tepki gibi birçok değişkene karşı köpeğin dengeli ve agresyondan uzak davranıp davranmadığını belirliyor.

Umuyorum bu kurslar ve sınavlar ülkemizde yaygınlaşır, ilgili bakanlıklar bu konuda etkili tedbirlerle SKS sınavını şart koşarak bu problemi çözerler. Bu temenni, bu işle ilgilenen kurumların yanı sıra evcil hayvan besleyen  kitlenin de isteği ve gayretiyle mümkün olur.

Selam ve sevgilerimle.

07.07.2012 tarihli Posta Eskişehir Gazetesi