Yurtdışı Seyahatleri

Kıymetli okurlar, bugünkü yazımda bana yöneltilen iki soruya ve benim tekrar uyarma gereği duyduğum dış parazit mücadelesine değineceğim.

Keneler, kış ne kadar çetin ve yağışlı geçerse, baharla birlikte o kadar kalabalık ve güçlü harekete geçer. Şimdi yaşadığımız kene problemlerinde ki artış bu yüzdendir. Diğer kan emen parazitler gibi keneler de kan emdikleri canlılar arasında hastalık taşırlar. Bu hastalıklar arasında güncel olan KKKA (Kırım-Kongo kanamalı ateşi) bazı bölgelerde ölümcül enfeksiyonlara sebep olmaktadır. Yöremizde bu hastalık çok yaygın olmasa da evde beslediğimiz evcillerin kene, bit, pire gibi kan emici parazitler taşımasına asla izin veremeyiz.

Parazit mücadelesini başlıca üç yolla yapıyoruz; güçlü ve güvenilir pire tasması, damla ya da toz,  enjeksiyon  yoluyla verilerek bir süre dokularda parazit kovan ilaçlar. Bu uygulamaların genellikle tekini yapmak yeterli olmaz. Özellikle şu sıralarda yaşadığımız yoğun kene enfestasyonları gibi yoğun mücadele dönemlerinde çift uygulama gerekebilir.

Kliniğimizde uyguladığımız pire tasması+ense damlası ikilisiyle oldukça iyi bir klinik başarı sağladık. Size önerim veterinerinize bu konuda başvurduğunuzda, size sunulan seçeneklerden en az ikisini uygulatın. Bu uygulamaya rağmen bir süre kırsal gezilerinden, pikniklerden, kontrolsüz sokak köpeklerinden evcillerinizi uzak tutsanız iyi edersiniz. Tüm tedbirleri alsanız bile her gezinti sonrası evcilinizin bütün vücudunu elinizle, gözünüzle yoklayarak kene yada diğer parazitler yönünden kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Yazımın başında iki soruya cevap vereceğim demiştim. Bunlardan ilki yurtdışına evcil hayvanlarınızı çıkarırken izlenen prosedür ve yapılması gerekenler. Kısa ve anlaşılır şekilde anlatmaya çalışayım:

  1. Aşı karnesinin eksiksiz,  öncelikle kuduz aşısı ve diğer aşılarının güncel olması gerekiyor.
  2. AB üyesi ülkeler için yolculuk yapacak  evcillerin 7 aylıktan büyük olması gerekiyor.
    (En erken kuduz aşısı yapılma yaşı 3 ay, test için en erken kan alınma tarihi aşıdan 1 ay sonra,
    belge alındıktan sonra AB ülkesine en erken giriş tarihi 3 ay sonra = 7 ay)
  3. Aşı karnesinin,  veteriner hekim tarafından imzalanıp kaşelenmesi gereken yerleri onaylanmalı, mikrochip takılmalı ve mikrochip numarası aşı karnesine işlenmiş olmalı.
  4. Veteriner hekim tarafından uluslararası sağlık sertifikası (İngilizce) yazılması, imzalanıp kaşelenmesi gerekiyor. Amerika dahil pek çok ülke için bu belge yeterli, ancak bazı ülkelere giriş için Tarım İl Müdürlüğü’nden resmi sağlık sertifikası alınması gerekiyor.
  5. Kuduz titrasyon testi için, veteriner hekim tarafından kan alınıp Etlik Merkez Araştırma Laboratuvarı’na gönderiliyor. Sonuçları 7-10 gün içinde geliyor. Kuduz titrasyon testi için kuduz aşısı yapıldıktan en erken 30 gün sonra kan alınabiliyor.   AB üyesi ülkelere giriş kuduz titrasyon testinden en erken 3 ay sonra yapılabiliyor.
    (Kuduz  Titrasyon Testi için Gerekli Belgeler; 1- Aşı karnesi fotokopisi. 2- Başvuru formunda evcil bilgileri ve sahibinin bilgileri.)
  6. Yurtdışı çıkış işlemlerine başlarken evcilinizin iç ve dış parazit ilaçlarının yapılmış olması gerekiyor. AB üye ülkeleri için yolculuktan 15 gün önce iç-dış parazit ilaçlarının yapılıp karneye işlenmesi gerekli.
  7. Yolculuk tarihinden 48 saat önce ilgili belediyeden ‘menşe şehadetnamesi’ alınması gerekiyor. ‘ Menşe şehadetnamesi’ alınması için aşı karnesinin götürülmesi yeterli.
  8. Yolculuktan 48 saat önce Tarım İl Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü’nden veteriner sağlık sertifikası alınması gerekiyor. Bu belgenin alınabilmesi için aşı karnesinin aslı ve fotokopisi, kuduz titrasyon test sonucu ve evcilinizi götürmeniz gerekli.
  9. İrlanda, İsveç, İngiltere ve Malta, yurt dışından gelen evciller için 3-6 ay arası karantina uyguluyor, ancak AB üyesi bir ülkeden giriş yapıldığı takdirde PET’S (pet travel scheme) sistemiyle karantinaya girmeden ülkeye evcil girişi yapılması mümkün.

Bu hazırlıkları yaparken yukarıda anlatılanların yanı sıra gideceğiniz ülkenin konsolosluklarına başvurup işlemleri teyit ettirmenizde yarar var. Çünkü her seferinde başka bir uygulama çıkıyor, bu işi eziyete çeviriyorlar.

İkinci soru, belediyelerin ya da yardımseverlerin sokaklara, parklara koydukları su ve mama kaplarından bütün sokak hayvanları yararlanıyor,  aynı kaptan yemeleri ve içmeleri hastalıkların bulaşmasına neden olur mu?  Elbette olur, özellikle bulaşıcı hastalıkların yayılması bu tür kontak yollarla olur. Fakat bu kap olmasa da sokak hayvanları aynı su birikintisinden veya kaynaktan su tüketirler. Hatta çok kötü sulardan, kimyasal atıklarla kirlenmiş, belki zehirle temas etmiş, lağım bulaşmış sulardan içebilirler.

Bir tercih yapmak gerekirse pis su kaynağından hepsinin içmesi ya da hiç içmeden susuzluktan kırılmaları yerine sıkça tazelenen, bizim kontrolümüzdeki sulardan içmeleri tercih edilmelidir. Fakat evcillerinizi bu kaplardan uzak tutarak aşısız ve kontrolsüz sokak hayvanlarından geçebilecek hastalıklardan korumalısınız.

Kavurucu yaz sıcakları başladı. Lütfen kapınızın önüne bir kap su bırakıp, yaşadığımız çevrenin ortaklarına ortaklık görevinizi yapın.  Selam ve saygılarımla.

26.05.2012 Posta Eskişehir