Dişi Köpeklerde Üreme

Üreme

Canlı vücudunun fizyolojik olayları içinde ilk sıralarda yer alır. Çünkü canlılığın devamı için üreme şarttır. Üremenin olabilmesi için fizyolojik gelişimini tamamlamış erkek ve dişinin uygun şartlar altında bir araya gelmesi gerekir. Üreme fizyolojisinde dişi üzerine büyük sorumluluklar düşer. Olası her türlü nedenle meydana gelebilecek bir bozukluk sadece anneyi değil yavruyuda etkiler. Yavru ilk doğduğunda genital organlar gelişimini tamamlamamıştır. Erginliğe geçiş ile birlikte fizyolojik gelişim tamamlanır ve yeni bir fert oluşumu sağlanabilir. Bu fizyolojik olayların gidişinde her zaman tam bir düzen olmayabilir. İşte bu düzensizlikler üreme ile ilgili problemler ve hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Biz bu bölümde normal bir üreme fizyolojisi yanında dişi ve erkek köpeklerde karşılaşabileceğimiz üreme hastalıkları ve problemleri konusunda da bilgi vermeye çalıştık.

Dişi Köpeklerde Üreme

Dişi Köpeklerde ilk seksüel olgunluk yaşı?

Dişi köpeklerin ergenlik çağı (sexüel olgunluk) çoğunlukla 7-12 ay arasındadır (bazı köpeklerde bu sürenin 20-22 aya kadar uzadığı gözlenmiştir).

Bu sürenin uzamasına etki eden faktörler şu şekilde sıralanabilir.

– Hastalık

– Beslenme

– Irk farklılığı

– İklimsel farklılıklar

– Genetik faktörler

Dişi Köpeklerde en uygun çiftleşme yaşı ne zamandır?

Bizim bu konudaki tavsiyemiz sağlıklı bir erişkinliğe ulaşmış köpekte genellikle 3 östrüs dönemi yada 18 ay civarıdır.

Dişi Köpeklerde Östrus(Kızgınlık) Dönemini Nasıl Anlarım?

– Haraketlilik ve oyunculuk artar

– Dışarı çıkma isteği fazladır

– Sürekli yalanma ve temizlenme isteği vardır

-Vulva şişkin ve kızarıktır

– İlk bir iki gün sarımsı beyaz daha sonra gittikçe koyulaşan kırmızı bir akıntı görülür. Her oturup kalktığı yerde kırmızı bir leke bırakır veya yürürken yerlere kan damladığını görürsünüz. Nadir olarak çok titiz köpeklerde sürekli temizlenme nedeni ile bu tür bir akıntı görmeyebilirsiniz.

– Sokağa çıkıldığında çevredeki erkek köpeklerin sürekli takip etmesi

Dişi köpeklerin oestrus (Kızgınlık) döneminin süresi ne kadardır?

Dişi köpeklerin oestrüs (kızgınlık) süresi ortalama 21 gündür.

İki oestrus dönemi arasındaki süre ortalama 6 aydır. Zaman zaman hormonal bozukluklar, hastalıklar, stres, iklimsel faktörler gibi sebebler den dolayı bu süre artabilir veya azalabilir.

Köpeklerde Gebelik Dönemi Ne Kadar Sürer ?

Köpeklerde gebelik süresi ırklara göre değişiklik göstermekle birlikte ortalama 58-63 gündür.

Aşağıdaki tabloda ırklara göre gebelik sürelerini daha detaylı olarak görebilirsiniz

Köpeklerde Bir Doğumda Yavru Sayısı Ne Kadardır?

Büyük ırklarda 6-14

Orta ırklarda 5-10

Küçük ırklarda 1-4

Köpeğinizi çiftleştirmeyi düşünüyorsanız neleri göz önünde tutmalısınız?

Unutmayın ki, köpeklerde bir doğumda ortalama yavru sayısı 3-14 arasındadır. Bu nedenle köpeğinizin fazla sayıda yavru doğurabileceğini düşünmeli ve evinizin ortamının buna uygun olup olmadığını göz önünde bulundurmalısınız.

Fazla sayıda yavrunun bakımınında çok fazla zaman alacağını unutmayın.

Eğer anne yavruları ile ilgilenmezse tüm yavruların bakımının size kalabileceğini (mamalarını vermek, çiş ve kakalarını yaptırmak, ısınma sorununu çözmek gibi) bilmelisiniz.

Güç doğum ve benzerleri gibi anneyi ve yavruları etkileyebilecek bazı doğum problemleri ile karşılaşabileceğinizi göz önünde bulundurmalısınız.

Çiftleşme ile bulaşabilecek bazı hastalıkların olduğunu da aklınızda tutmalısınız.

Yavruları sahiplendirmenin büyük bir sorun olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın.

Yavruları sahiplendirene kadar onların bakımı için yapacağınız harcamaları da göz önünde bulundurmalısınız.

Köpeğinizi çiftleştirmeye karar verdiyseniz nelere dikkat etmelisiniz?

Her şeyden önce veteriner hekiminizle görüşerek köpeğinizin doğumuna engel bir şey olup olmadığını öğrenin ve genel bir kontrolden geçirtin.

Köpeğinizle çiftleştirmeyi düşündüğünüz erkek köpeğin sağlık durumunu, mizacını ve genetik bir probleminin olup olmadığını öğrenin.

Erkek köpeğin boyutlarının kendi köpeğinizin boyutlarına uygun olmasına özen gösterin.

Çiftleştirmenin nerede yapılacağına karar verin. Genelde dişinin daha rahat ve huzurlu olabilmesi kendi mekanında olması uygundur.

Erkek köpek sahibi ile görüşerek yavruların ne şekilde paylaşılacağını kararlaştırın. Bu daha sonra yaşanabilecek tatsız durumların önüne geçecektir.

Çiftleştirme sırasında, köpeğiniz erkek köpeğe izin vermeyebilir veya erkek köpek çiftleşmek istemeyebilir. Bu durumda veteriner hekiminizden ne yapabileceğiniz konusunda yardım alınız.

Sakın ve sakın çiftleştirme sırasında her iki köpeği de aşırı zorlamayınız. İstenmeyen durumlar yaşayabilirsiniz.

Köpeğinizi Çiftleştirmeye Karar Verdiyseniz Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Her şeyden önce veteriner hekiminizle görüşerek köpeğinizin doğumuna engel bir şey olup olmadığını öğrenin ve genel bir kontrolden geçirtin.

Köpeğinizle çiftleştirmeyi düşündüğünüz erkek köpeğin sağlık durumunu, mizacını ve genetik bir probleminin olup olmadığını öğrenin.

Erkek köpeğin boyutlarının kendi köpeğinizin boyutlarına uygun olmasına özen gösterin.

Çiftleştirmenin nerede yapılacağına karar verin. Genelde dişinin daha rahat ve huzurlu olabilmesi kendi mekanında olması uygundur.

Erkek köpek sahibi ile görüşerek yavruların ne şekilde paylaşılacağını kararlaştırın. Bu daha sonra yaşanabilecek tatsız durumların önüne geçecektir.

Çiftleştirme sırasında, köpeğiniz erkek köpeğe izin vermeyebilir veya erkek köpek çiftleşmek istemeyebilir. Bu durumda veteriner hekiminizden ne yapabileceğiniz konusunda yardım alınız.

Sakın ve sakın çiftleştirme sırasında her iki köpeği de aşırı zorlamayınız. İstenmeyen durumlar yaşayabilirsiniz.

Köpeğinizin hamileliğinde nelere dikkat etmelisiniz?

– Gebelik sırasında en önemli konu beslenmedir. Bu dönemde annenin ihtiyaçları çok fazla artacağından dolayı ona verilecek gıdanın özenle seçilmesi ve hekiminiz gerekli görürse vitamin, mineral takviyesi yapılması gerekir. Bu konuda en büyük yardımcınız veteriner hekiminiz olacaktır.

– Kilo almasına engel olun.

– Bazı köpeklerde hamilelik sırasında mizaç değişikliği olabileceğinden bu tür durumlara karşı hazırlıklı olun ve gerektiğinde veteriner hekiminizden yardım almakta tereddüt etmeyin.

– Hamilelik sırasında aşırı egzersizlerden (uzun yürüyüşler, atlama, koşturma gibi) kaçınmalı ancak tamamen haraketsizde bırakmamalısınız.

– Hamileliğin seyri sırasında (30- 45- 55. günlerde)veteriner hekiminize götürerek hamilelik sürecinin normal olup olmadığını teyit ettirin.

– Ultrason bakısı ile yavruların sağlıklı gelişip gelişmediğini ve sayısını öğrenebilirsiniz. Bunun için çiftleşmenin üzerinden en az 27 gün geçmelidir.

– Hamilelik sırasında eğer zorunlu bir neden yoksa röntgen ışınlarına maruz bırakmayın. Eğer kullanmak zorunluysa bu, yavrular 50 günlük olduktan sonra olabilir.

– Köpeğinizin doğum yapacağı yeri önceden belirleyerek oraya alışmasını sağlayınız. Aksi taktirde bir çok örnekte olduğu gibi yerini o seçer ve bu yerde genellikle sizin yatağınız olur.

– Köpeğinize hamilelik sırasında çok daha fazla ilgi ve alaka gösterin.

– Eğer yavru sayısını öğrenebildiyseniz şimdiden onlara bir yuva aramaya başlayın. İnanın asla erken sayılmaz.

Doğumun Yaklaştığını Nasıl Anlayabilirim?

– Doğumun son günlerinde memeler artık iyice büyümüştür ve hafifce dokunduğunuzda uclarından sütün sızdığını görebilirsiniz.

– Çok çabuk yorulur.

– Karnı iyice gerilmiş ve yavru sayısına bağlı olarak oldukça büyümüştür.

– Vulva dışarıya doğru büyümüştür ve sürekli yalanma isteği vardır.

-Doğum için sürekli yer arama eğilimindedir. Huzursuzdur ve devamlı eşelenme halindedir. Doğum iyice yaklaştığında sancılı hali çok belirginleşir.

– Doğuma 1 veya 2 saat kala vulvadan bir miktar sıvı akar. Bu doğumun başlayacağının en önemli belirtisidir.

Doğum saati geldi çattı. Şimdi ne yapacağım?

Doğum saati geldi çattı. Şimdi ne yapacağım?

Öncelikle köpeğinizin başında kalabalığın oluşmasını önleyin. Unutmayınki doğum onun için oldukça zor olacaktır ve buna birde çevredeki insanların varlığından oluşacak tedirginliği eklemeyin. Onu mümkün olduğu kadar sezsiz ve sakin bir yerde tutun

Yavrular doğduklarında bir kese içindedirler ve göbek kordonuyla anneye bağlıdırlar. Genelde doğum sırasında anne yavruların göbek kordonlarını keser ve üzerlerindeki zar tabakasını temizler. Ancak bazı durumlarda bunu sizin yapmanız gerekebilir. Bu nedenle elinizin altında keskin bir makas, biraz dikiş ipliği ve birazda antiseptik olarak biokadin veya tendürdiyot bulundurmalısınız. Yavru doğduğunda üzerindeki zar tabakasını elinizle yırtın ve yavrunun üzerinden alın. Göbek kordonunu göbeğin yaklaşık 2 cm ilerisinden bağlayın. Sonra bolca antiseptik sürün ve bağladığınız yerin 1 cm ilerisinden kordonu kesin. Eğer yavruyu anne yalayıp temizlemiyorsa temiz ve kuru bir havlu ile siz yavruyu kurulayın

Normal bir doğumda her yavrunun doğum aralığı 15-30 dakika kadardır. (Bazı doğumlarda bu sürenin 7-8 saate kadar uzadığı görülmüştür) doğum sırasında eğer yavrunun bir kısmı doğum kanalından çıkmışsa ve o şekilde sıkışıp kalmışsa siz yardım edebilirsiniz. Bunun için annenin her ıkınması sırasında yavrunun geliş pozisyonuna göre arka veya ön bacaklarından dikkatlice çekerek dışarı almaya çalışın. Burada ki en önemli konu çekme işleminin annenin ıkınmalarıyla eş güdümlü olmasını sağlamaktır.

Eğer anne sık sık ıkındığı halde yavruyu doğuramıyorsa bir terslik olabilir (yavru çok büyüktür veya geliş pozisyonu terstir). Bu durumda en fazla 30 dakika bekleyip (bazı durumlarda iki yavru arası doğum süresinin daha uzun olabileceğinin görülmesine rağmen siz yinede riske girmemeye çalışın) hemen veteriner hekiminizden yardım isteyin. Eğer bir tecrübeniz yoksa sakın anneye yardım etmeye kalkmayın.

Doğum sırasında dikkat edilmesi gereken şeylerden biriside her yavru ile birlikte düşmesi gereken plesanta artığıdır. Bunun takibi önemlidir çünkü herhangi bir plesanta artığının içeride kalması daha sonra ciddi sorunlara yol açabilir.

Doğum sırasında veya doğumdan sonra annenin doğum artıklarını yemesine izin vermeyin. Gerçi anne için bir zararı yoktur ama bu onun kusmasına sebep olabilir.

Doğum sırasında bazı köpeklerin aşırı yorgunluk, stres yada kıskançlıktan sahiplerini bile kabul etmeyebileceğini düşünerek dikkatli olun.

Doğum bitti. Şimdi ne yapacağım?

Doğum bittikten sonra ilk iş annenin temizliğini yaparak yavrularla ilgilenmesini sağlamaktır.

Normalde doğum yapan köpekler yavrularıyla aşırı ilgilidirler. Bazı acemi anneler yavrularından uzaklaşabilir veya üstüne basmak yada ısırmak gibi yavruya zarar verecek kasıtlı davranışlarda bulunabilir. Böyle bir duruma hazırlıklı olup anneye engel olmalı gerekirse yavruları uzaklaştırmalısınız.

Eğer yavru sayısı çok fazla ise hepsinin birden anne tarafından beslenmesi çok zor olacaktır. Bu nedenle yavruların bir kısmını da siz biberonla besleyerek anneye yardımcı olmalısınız. Aksi takdirde beslenemeyerek zayıf kalan yavruları anne içgüdüsel olarak iyice kendinden uzaklaştıracaktır.

Annenin memelerini sık sık yavrulara zarar vermeyecek bir antiseptik ile temizleyin ve kontrol edin. Çünkü yavruların tırnakları çıkmaya başladıktan sonra memeler ve civarı tahriş olmaya başlayacaktır. Bu durumda da anne canı yanacağından yavrularını emzirmek istemeyecektir. Bunu önlemenin en iyi yolu memeleri biokadin (1/3 oranında sulandırarak) ile temizlemek ve bepanthol losyon vb. bir yumuşatıcı ve doku besleyici kullanmaktır.

Annenin beslenmesi normal beslenme dönemine göre çok daha zengin olmak zorundadır. Bunun için veteriner hekiminize danışarak bilgi alınız. Hekiminiz köpeğinizin durumuna ve yavru sayısına göre karar vererek onun için en uygun beslenme şeklini belirleyecektir.

Eğer anne doğumdan sonra yerinden kalkmakta zorlanıyor veya hiç kalkamıyorsa, halsizlik ve bitkinlik artarak devam ediyorsa hiç zaman yitirmeden veteriner hekiminizi arayın. Bu durum çok ciddi sonuçlar doğurabilir hatta anneyi kaybedebilirsiniz.

Doğum bittikten sonrada anneden bir müddet daha akıntıların olması normaldir. Ancak bu süre çok uzarsa (20-30 gün) veteriner hekiminizle görüşmeyi ihmal etmeyin.

Dişi Köpeklerde Üreme Problemleri

Dişi Köpeklerde Abortus

Normal bir gebelik sırasında çeşitli nedenlere bağlı olarak yavrunun vaktinden önce uterus dışına çıkmasına yavru atma yani abortus denilir. Erken doğum olaylarını yavru atma olarak değerlendirmemek gerekir çünkü erken doğum olaylarında yavrunun yaşama şansı vardır. Ancak yavru atma olaylarında yavrunun ölümü ve sonra atılması söz konusu olduğundan yavrunun yaşama olasılığı yoktur. Uterus içinde ölen yavru vücut tarafından yabancı cisim gibi değerlendirilir ve dışarı atılır.

Yavru atma herhangi bir nedenle gebeliğin ilk dönemlerinde olabileceği gibi daha ileri dönemlerde de şekillenebilir. Bu nedenle de “şu dönemde yavru atma olayları olur” gibi bir sınırlama yapmak mümkün değildir. Bazen yavru atmaların farkına varılmayabilir ve hayvanın hamile kalmadığı düşünülür. Özellikle gebeliğin tam olarak tanısının konulamadığı erken devrelerde şekillenen abortus olaylarını belirlemek genellikle atılan yavruların anne tarafından yenilmesi nedeniyle mümkün olmayabilir. Bazen de hamileliğin erken dönemlerinde yavruların herhangi bir nedenle ölümü halinde yavru vücut tarafından rezorbe edilebilir ve herhangi bir belirti görülemeyebilir. İleri hamilelik durumlarında rezorbsiyon güçtür ve genellikle abort şekillenir.

Abortusları oluşum nedenlerine göre ;

– Enfeksiyöz yavru atmalar,

– Enfeksiyöz olmayan yavru atmalar olarak gruplandırılabiliriz.

Enfeksiyöz yavru atmalar

Hamile köpeklerde her hangi bir hastalığın etkisi ile şekillenen sistemik bozukluğa bağlı olabileceği gibi uterusta şekillenen enfeksiyona bağlı olarakta gelişebilir.

Köpeklerde Salmonella, E.coli, Cmphylobacter, Toxoplasma gondi ve Brucella canis gibi bakteriyel veya Dıstemper, Parainfluensa gibi viral enfeksiyonlar yavru atmaya neden olabilirler.

Yüksek beden ısısı, anemi ve dehidrasyon ile seyreden ve genel durumun bozulduğu sistemik hastalıklar sırasında da yavru atmalar şekillenebilir.
Enfeksiyöz olmayan yavru atmalar

Bu tür yavru atmaların belirgin bir sebebi yoktur. Yaralanma, sert darbe, düşme vb. bir nedene bağlı olarak yavrunun ölmesi, bazende uterustaki bir anomalinin varlığına bağlı olarak yavru gelişiminin durması nedeniyle abortus şekillenebilir. Ayrıca hormonal yetersizlikler, diabetes mellitus gibi endokrin sistemle ilgili bozukluklar, vitamin yetersizlikleri ve beslenme bozukluklarına bağlı olarakta abortuslar görülebilir.

Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde iştahsızlık, kusma, beden ısısında artma, durgunluk ve abdominal kontraksiyonlar görülmesi abortustan şüphe edilmesine neden olur. Abortuslar da elbetteki en belirgin semptom ölü yavrunun görülmesidir. Ayrıca vajinal akıntıda önemli bir bulgudur.

Böyle bir durumda vakit kaybetmeden veteriner hekiminize gitmelisiniz ve gebeliğin gelişimi hakkında bilgi almalısınız. Bu amaçla yapılacak ultrasonografik bakılar hem yavru hemde annedeki gelişim ve bozukluklar hakkında daha kesin bilgi verebilir. Yavru atma şüphesi olan köpeklerde uterustaki yavruların canlı olduğu tespit edildikten sonra hareketler kısıtlanarak gebeliğin devamına çalışılabilir ve zorunlu olmadıkça medikal bir tedaviden kaçınılmalıdır.

Eğer yavru atıldı ise uterusun pyometra veya mumufiye yavru yönünden muayeneleri yapılmalı ve gerekli tedaviler uygulanmalıdır. Uterus içinde atılamayan mumifiye yavruların varlığı gibi bir durum söz konusu ise operatif müdahale gerekebilir. Eğer gebe kalması istenmiyorsa uterus tamamen alınabilir. Ancak tekrar yavru almak isteniyorsa enfeksiyona bağlı bir problem olup olmadığı tespit edilmeli ve tedavisi yapılmalıdır aksi halde tekrarlayan abortuslar kaçınılmaz olabilir.

Brucella ve Toxoplazma gibi bir durumun varlığının tespiti ancak serolojik testler ile yapılabilir. Böyle bir durum tespit edildi ise özellikle Brucella varlığında tekrar çiftleştirmekten özellikle kaçınılmalıdır.

Dişi Köpeklerde Anomaliler

Uterus Dışı Gebelik

Döllenmiş yumurtanın çeşitli nedenlerle uterusa ulaşamayarak başka bir yerde gelişmesine uterus dışı gebelik denilir. Köpeklerde oldukça nadir görülür.

Uterus dışı gebelik yerleşim yerine göre 3 şekilde olabilir.

– Ovarium gebeliği

– Oviduct gebeliği

– Abdominal gebelik (Karın boşluğu)

Ovarium ve oviduct gebeliği köpeklerde pek gözlenen anomalilerden değildir. Ancak abdominal gebelik görülebilir. Abdominal gebelik ya döllenmiş yumurtanın döl kanalına giremeyip karın boşluğuna düşmesi veya uterusta meydana gelen bir yırtıktan karın boşluğuna düşmesi gibi iki şekilde meydana gelebilir. Abdominal gebelikde, döllenmiş yumurta karın boşluğunda plasenta oluşturarak gelişmeye devam eder. Bu gelişim hiç bir zaman tam bir yavru gelişimi şeklinde olup doğum ile sonuçlanmaz. Çoğunlukla belli bir gelişimden sonra yavru ölür veya mumifiye olur.

Uterus dışı gebeliğin teşhisi çok zordur. Annede meydana gelen belirtiler veya karın boşluğunun tesadüfen açılması ile görülebilir.

Mola

Gebeliğin erken dönemlerinde embriyonun ölmesi ancak yavru zarlarının gelişmeye devam etmesi sonucu oluşan içi sıvı dolu kitlelere mola denilir. Genellikle yavrulardan biri gelişirken diğeri gelişemeyerek mola halinde gözlenir. Tespit edilmesi oldukça güçtür. Ancak doğum sırasında dikkat edilirse görülebilir.

Tespit edildikten sonra operatif olarak alınması mümkündür.

Yavru Rezorbsiyonu

Gebeliğin ilk dönemlerinde yavrunun ölmesi ve vücudun bu dokuları emmesi ile şekillenen ve nadir görülen bir olaydır. Hiç farkedilemeyebileceği gibi iyi takip edilen periyotlarda kızgınlıklar arasındaki sürenin uzaması ile fark edilebilir.

Mumifakasyon

Yavru zarları ve yavru yumuşak doku sıvılarının emilmesi sonucu yavrunun sert deri ile kaplanmış iskelet halini almasıdır.

Beslenme yetersizliği, hormonal yetersizlik ve trauma nedeniyle oluşabilir. Teşhisi ultrasonografik bakı ile ve bazen cüssesi küçük hayvanlarda elle muayene ile yapılabilir. Bu gibi durumlarda genellikle abortus şekillenir. Ayrıca tespit edildikten sonra operatif olarak alınabileceği gibi hormon uygulanarak suni doğum ile yavrunun atılması da gerçekleştirilebilir.

Maserasyon

Uterusta ölen yavrunun yumuşak dokularının sulu kahverengi bir kitle halini alması ve yavru iskelet kemiklerinin yumuşayarak birbirinden ayrılmasıdır. Bu erime nedeniyle uterusta iltihabik bir yapı meydana gelir.

Annede; sürekli bir sancı, kilo kaybı ve vulvadan gelen zamanla irinli bir hal alan koyu renkli akıntı görülür.

Total olarak uterusun alınması tedavinin en iyi yöntemidir.

Dişi Köpeklerde İstenmeyen Gebelik

İstenmeyen gebelikler oldukça sık görülen bir durumdur. Tabiki köpeğinizin kontrolünüz dışında çiftleşmesi bir takım problemler yaratabilir. Bu problemlerin başında da farklı ırklarla çiftleşme gelir. Ayrıca doğacak yavrulara bakamayacak veya sahiplendiremeyecek durumda da olabilirsiniz.

Böyle bir duruma düşmemek için alınabilecek en iyi önlem köpeğinizin oestrus döneminde çok dikkatli olmak ve onun erkek köpeklerle bir araya gelmesini engellemektir. Bu dönemde göstereceğiniz bir dakikalık dalgınlık bile köpeğinizin çiftleşmesi için yeterli bir süredir.

İstenmeyen gebeliği önlemenin yöntemlerini sıralayacak olursak;

– Östrus döneminin hormon kullanılarak bastırılması

– Kısırlaştırma

– İstenmeyen çiftleşme gerçekleşti ise hormon kullanılarak yavru oluşumunun önüne geçilmesi

– Köpeğinizin çiftleştiğini gördüğünüzde eğer onun hamile kalmasını önlemek istiyorsanız vakit geçirmeden veteriner hekiminize baş vurmalısınız. Üç gün ara ile yapılacak hormon uygulaması ile bu sorun büyük ölçüde çözümlenebilir. Ancak bu konu da dikkat etmeniz gereken önemli unsur zamandır. Çiftleşmeden sonraki 3 gün içinde yapılan uygulamalarda başarı şansı yüksektir.

Hormon uygulamalarında amaç döllenmiş yumurtanın uterus’a yerleşmesini yani implantasyon denilen bağlanmayı önlemektir.

Yavrunun Alınması

İstenmeyen gebeliklerde uygulanabilecek diğer bir yöntem ise operatif olarak yavrunun alınmasıdır. Operasyon ile sadece yavru alınabileceği gibi tüm uterus ve yumurtalıklar alınarak bir kez daha köpeğinizin istenmeyen bir gebelik yaşamasını tamamen önlemiş olabilirsiniz. Bu yöntem veteriner hekimler tarafından daha çok önerilmektedir.

Uzun süreli hormon tedavisi ile oestrusun ertelenmesi veya bastırılması bir takım problemlere sebep olabilmektedir. Bu sebepler arasında en sık görüleni rahim iltihaplarıdır. Bunun dışında vajina ve rektum prolapsusu, meme tümörü, yumurtalıklarda kist ve atrofi sayılabilir.

Dişi Köpeklerde Yalancı (Hayali) Gebelik

Kızgınlık dönemi sonrasında çiftleşme olsun veya olmasın gebelik belirtilerinin görülmesi ile ortaya çıkan duruma yalancı gebelik denir. Tüm hayvanlarda görülebilir ancak sıklıkla köpeklerde gözlenmiştir ve genel olarak sebebin hormonlar ve psişik faktörler olduğu kabul edilmektedir.

Yalancı gebelikte görülen belirtiler

– Karın şişer ve gerginleşir.

– İştah artar.

– Memelerde büyüme ve süt birikimi olabilir.

– Oyuncaklara olan ilgisi normal zamanlara göre çok artmıştır ve oyuncaklarını devamlı sağa sola taşıma eğilimindedir.

– Çoğu zaman aynen normal doğumda olduğu gibi doğum hazırlıkları bile yapabilir. Bu dönemde yumurtalıklarda ve uterus dokusunda da hormonların etkisi ile değişimler olmaktadır.

– Üst üste bir kaç kızgınlık sonrası yaşanan yalancı gebelik olaylarında rahim iltihabı meydana gelme riski oldukça fazladır.

Yalancı hamilelikte en büyük sorunlardan birisi memelerde süt birikimidir. Bu nedenle yapılacak ilk iş sütün geriletilmesine yönelik bir tedavi olmalıdır. Memelerde ki sütün sağılması meme bezlerini aktive edeceğinden bundan kaçınılmalıdır. Ayrıca uygulanacak hormon tedavilerinin sakıncalarını da göz önünde tutmalısınız. Bu konuda mutlaka veteriner hekiminizden yardım almalısınız.

Unutmayın. Yalancı hamilelik genelde tekrarlayan bir sorundur. Bu tür bir sorunun önüne geçmenin en radikal çözümü kısırlaştırma yapmaktır

Dişi Köpeklerde Kısırlık

Dişi köpeklerde çeşitli nedenlere bağlı olarak hamile kalamama ve yavru alamama haline kısırlık denir. Dişi üreme sistemi veya doğuma kadar olan normal evrelerin herhangi bir aşamasında meydana gelebilecek her türlü bozukluk kısırlığa neden olabileceği gibi doğmasal veya edinsel olarak gelişen pek çok yapısal bozukluk da aynı şekilde kısırlık sebebi olabilir.

Dişi köpeklerdeki kısırlık geçici veya kalıcı olabilir. Bazen hamile kalmış ve doğum yapmış bir dişide edinsel nedenlere bağlı olarak daha sonra oluşan kısırlık görülebileceği gibi doğmasal anomaliler nedeniyle de kısırlık görülebilir.

Sonradan oluşan kısırlıkların tedavi ile giderilme olasılığına karşın doğmasal olan kısırlıkların giderilmesi pek mümkün değildir.

Dişi köpeğe bağlı kısırlık nedenleri çok çeşitlidir. Çiftleşmeye engel olan her türlü neden kısırlık sebebi olabilir. Bu nedenle kısırlık sebeplerini aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz;

Dişi genital organlarında yapısal bozukluklar

Dişi genital organlarında işlevsel bozukluklar

Hastalıklar

Beslenme ve çevresel faktörler

Dişi genital organlarında yapısal bozukluklar

Doğmasal veya edinsel olarak şekillenebilir. Bu bozukluklar anatomik olarak dişi genital organlarında gelişmiş arazlardır ve genital organlarda normal yapının bozulmasına bağlı olarak fonksiyonel bozukluklar da gelişmiştir.

Dişi köpeklerde infertiliteye neden olabilen ancak nadir görülen kalıcı hymen ve tek kornu olması gibi doğmasal anomalilerde de yavru almak çok ender görülebilir.

Ancak vulvanın stenozu veya perivulvar dermatitis gibi edinsel bir neden ise uygun bir tedavi ile giderilebilir ve yavru alınabilir.

Dişi köpeklerde nadir olarak görülen hermaphroidismus (intersex = çift cinsiyet) yalancı intersex veya gerçek intersex şeklinde görülebilir. Gerçek intersex vakalarında hem testisler hemde ovaryumlar gelişmiştir. Yalancı intersex olgularında ise yavru iken dişi görüntüsü olan köpeğin erişkinliğe geçtiği dönemde clitorisin büyüyerek gelişmesi ve erkek özelliklerinin görülmesi söz konusudur. Operatif olarak ve hormonal tedavi ile tek cinsiyetli hale getirilebilir ancak yavru almak pek mümkün değildir.

Vulva, vestibulum ve vajinadaki daralmalar ve yapışmalar, tümörler, uterus ile ovaryum arasında geçişi sağlayan ovidukt?da ve uterusta tıkanmalar, vajina tabanında hiperplaziler, uterusun prolapsusu, vajina prolapsusu gibi nedenlerle de infertilite şekillenebilir. Uterus tümörleri genellikle kötü huylu değildir ve yaşlı köpeklerde görülme olasılığı daha yüksektir. Çoğunlukla genital kanalda kanamaya ve pyometraya neden olabilirler.

Veneral tümör olarak tanımlanan vajina tümörleri çiftleşme ile kolay bulaşabildiğinden sık görülür ve hızlı bir gelişim ile büyüyerek vajinajı tamamen kaplayabileceği gibi vulvadan dışarı da taşabilir.

Kemoterapi ve operatif tedavilerle olumlu sonuçlar alınabilir.

Ovariumdaki gelişim bozuklukları nedeniyle ovaryumların birinin veya her ikisinin olmaması yada ovaryumların gelişmemesi gibi anomalilerde kısırlığa neden olabilir. Ancak ovarium kistleri dişi köpeklerde kısırlığın en sık görülen nedenleri arasında sayılabilir.

Ovariumda seksüel siklus esnasında normal olarak gelişen corpus luteumun hormonal nedenlere bağlı olarak kalıcı hale geçmesi ve kistik bir yapı kazanması sık görülen kısırlık nedenlerinden biridir.

Dişi genital organlarında işlevsel bozukluklar

Çoğunlukla kalıcı olmayan ve uygun tedavilerle yavru alma olasılığı yüksek olan fonksiyonel bozukluklardır. Ancak ovariumla ilgili anomalilere bağlı olarak geliştiklerinde kalıcı bir infertiliteye de neden olabilirler. Örneğin ovariumların olmamasına bağlı olarak yumurta üretiminin yokluğu kalıcı bir infertilite nedenidir.

Östrusun olmaması, düzensizliği, kısa sürmesi gibi seksüel siklus ile alakalı bozukluklar infertilite nedenleri arasında önemli bir yer tutar. Dişi köpeğin erginliğe geç erişmesi ve buna bağlı olarak östrusun görülmemesi nedeniyle geçici infertilite yaşanabileceği gibi hipotriodizm, çift cinsiyet, hormon uygulamaları, ovaryumun gelişmemiş olması ve kalıtım gibi nedenlerle östrus hiç görülemeyebilir ve kalıcı infertilite şekillenebilir. Dişi köpeğin beslenmesi de östrus siklusunda etkindir. Örneğin obez veya kaşektik köpeklerde siklusun düzensiz görülmesi mümkündür.

Köpeklerde normal östrus görülmesine karşın bu siklusta ovulasyonun şekillenmeme durumuda söz konusudur. Bu durumda erkek köpekle çiftleşme isteği olabilir ancak yavru alınamaz. Ayrıca ?sakin kızgınlık? olarak adlandırılan durumda dişi köpekte ovulasyon ve normal bir östrus siklusu olmasına karşın kanama görülmeyebilir. Bu durum çiftleşme için uygun günün tespit edilmesinde güçlük yaratabilir. Bu vakalarda dişi ve erkek köpek bir arada uzun süreli tutularak çiftleştirme yapılabilir ve yavru alınabilir.

Ovaryumdaki yapısal bozukluklar, özelliklede kistik ovaryum nedeniyle ovulasyonun olmaması ve bu nedenle infertilite köpeklerde sık görülür. Dış genital organlarda normal östrus belirtileri görülebilir.Yani vulva ve vaginada kızarıklık, ödem ve akıntı vardır. Dişide çiftleşme isteği görülür ancak çiftleşme gerçekleşse bile yavru alınamaz. Operatif olarak kistlerin uzaklaştırılması olasıdır ancak en radikal tedavi şekli ovaryumların tamamen alınmasıdır.

Vulva, vagina ve uterustaki her türlü yapısal değişiklik çiftleşmeye engel olacağından direkt olarak kısırlık nedenleri olarak sayılabilir. Uygun bir tedavi ile giderilebilirler ve yavru almak mümkün olabilir.

Genital Hastalıklar

Genital hastalıklar genital kanalı etkileyerek infertiliteye neden olabilirler. Ancak genellikle medikal tedavilere cevap verirler ve uzun süreli uygun tedaviler sonrasında yavru almak mümkün olabilir.

Enfeksiyöz karakterli vulvitis, vajinitis, metritis gibi hastalıklar infertiliteye neden olabileceği gibi uterusun kistik hyperplazisi, herpes virus enfeksiyonları ve brucella canis enfeksiyonları nedeniyle de kısırlık oluşabilir. Brucella ve herpes virus enfeksiyonlarında fötal ölüm ve abortuslar nedeniyle kısırlık söz konusudur. Normal bir çiftleşme ve sonrasında hamilelik gelişmesine rağmen uterusta yavrunun ölümü nedeniyle düşük şekillenir.

Yine uterus mukozasında enfeksiyonlara bağlı olarak meydana gelen hasarlar nedeniyle yavrunun implante olamaması ve düşük gerçekleşmesi de kısırlığa neden olan faktörlerden biridir.

Beslenme ve çevresel faktörler

Dişilerin fertilite yeteneğini etkileyen nedenlerden biridir. Yeterli düzeyde protein alamayan dişilerde çifleşme isteği zayıftır.

Aşırı beslenme ve fazla kilolarda dişilerde fertiliteyi olumsuz etkileyebilir.Aşırı kilolu dişilerde ovulasyon yeteneği düşük olabilir. Buna karşın östrus belirtileri görülmeye başlanıldığında enerji düzeyinin artırılması ovulasyon yeteneğinin yani yumurta sayısının artmasına neden olacağından faydalıdır.

Aşırı kilonun olduğu kadar ileri derecede zayıflığında kısırlığa neden olduğu bir gerçektir. Yeterli yumurtlamanın olmaması , iskelet ve kas sisteminde zayıflık gibi nedenlerle çiftleşme olamayacağı gibi yavru almakta oldukça güçtür.

Bazı dişiler görünürde hiç bir neden olmadığı halde erkek köpeği kabul etmeyebilir. Bu durum sadece o erkek köpek ile ilgili olabileceğinden başka bir erkek seçmek durumun çözümü için faydalıdır.

Ayrıca dişiler kendi ortamlarında daha rahat olacağından mekan değişikliği gibi bir nedenle çitleşmeyebilirler.

Aşırı soğuk ve ışığın yetersiz olduğu bir ortamda barınan dişilerde ovaryumun yetersiz uyarım alması nedeniyle ovulasyon yeteneği zayıflar ve düzensiz östruslar şekillenebilir. Ortam düzeltilerek şartlar uygun hale getirildiğinde sorun ortadan kalkabilir.

Tüm bu nedenler yanında unutulmamalıdır ki metabolizmanın yaşlanma ile beraber yavaşlaması söz konusudur ve tüm bedensel fonksiyonlarda olduğu gibi seksüel siklusta da azalma olacağından ileri yaşlarda yavru alma olasılığı daha düşük olacaktır.

Dişi Köpeklerde Kısırlaştırma

Kısırlaştırma ne zaman yapılabilir?

Kısırlaştırma operasyonunu ergenliğe ulaştıktan sonraki her hangi bir dönemde yaptırabilirsiniz.

İlk kızgınlıktan önceki kısırlaştırmalar meme tümörleri riskini azaltma açısından faydalıdır. Ayrıca bu dönemde operasyonlar daha kolaydır ve komplikasyon riski düşüktür.

Kısırlaştırma yaptırmadan kızgınlığı önleyebilirmiyim?

Evet hormon kullanarak kızgınlığı önleyebilirsiniz. Ancak bununda yan etkilerini ve geçici bir çözüm olduğunu göz ardı etmeyiniz.

Hormon uygulamalarına 2 veya 3 ostrus dönemi yapıldıktan sonra mutlaka ara verilmelidir.

Kızgınlık döneminde kısırlaştırma yaptırabilirmiyim?

Çok zorunlu olmadığı sürece kızgınlık döneminde operasyondan kaçınılmalıdır. Çünkü bu dönemde operasyon sırasında kanama riski daha fazladır. Ayrıca bu dönemdeki hormonal düzeni bozmak da fazla mantıklı değildir. Bu nedenle oestrus döneminin bitmesini beklemek daha yararlıdır.

Kısırlaştırmanın faydası varmıdır? Varsa nelerdir?

Dişi köpekleri kısırlaştırmanın öncelikli yararı oestrus döneminin ömür boyu ortadan kalkmasıdır.

Bir daha köpeğiniz kanama dönemi geçirmeyecek ve çiftleşme isteği ortadan kalkacaktır.

– Dönemiyle ilgili davranış bozuklukları, sinirlilik, ısırma, rahatsız edici inlemeler ve ulumalar, evden kaçmalar ve söz dinlememek gibi strese neden olan bütün problemler ortadan kalkacaktır.

– Dönemine bağlı olarak görülebilen erkek köpek tacizleri, hoş olmayan cinsel hareketler, sık idrar yapma gibi problemler bitecektir.

– Diğer dişi köpeklerle yaşanan kavgalar azalacaktır.

– Zamansız ve değişik ırklarla çiftleşmeler olmayacaktır.

– Yavru bakma ve sahiplendirmenin zorlukları yaşanmayacaktır.

– Kısırlaştırılmış köpeklerin eğitimi ve uyumluluğu, kısırlaştırılmayanlara göre çok daha iyi ve kolay olmaktadır.

– Sağlık açısından meme kanseri riski, kısırlaştırılmış köpeklerde kısırlaştırılmamış olanlara göre çok düşüktür.

– Yumurtalıklar ve rahim alındığından bunlara ait kist, kanser ve iltihaplanma gibi olası riskler ortadan kalkacaktır. Özellikle ileri yaştaki kısırlaştırılmamış dişi köpeklerde yumurtalık kanseri, rahim iltihapları tehlikeli ve sık karşılaşılan problemlerdir.

– Maddi açıdan bakıldığında kısırlaştırma operasyonu ekstra bir gider olarak düşünülebilir. Oysa daha sonra yapmanız muhtemel olan birçok harcamayı ortadan kaldırmaktadır.

Kısırlaştırmanın zararı varmıdır. Varsa nelerdir?

– Sağlıklı yapılan kısırlaştırma operasyonunun hiçbir sakıncası yoktur. Sadece operasyon sonrası oestrojen hormonunun azalması sonucu aşırı şişmanlık (Obesite) görülebilir. Bunu da uygun bir diet mama rejimi uygulayarak genellikle ortadan kaldırmak mümkündür.

– İleri yaşlarda kısırlaştırılan köpeklerde kısırlaştırılmayanlara göre daha fazla kemik erimesi görülebilir. Bununda tedavisi veteriner hekimin önereceği ilaçlarla gerçekleştirilir.

– Nadir de olsa bazı kısırlaştırma operasyonlarından sonra idrar tutamama veya tüy dökülmesi gibi hormonal yetersizliğe bağlı komplikasyonlar görülebilir.

Kısırlaştırma hangi durumlarda sakıncalıdır?

– Doğumdan hemen sonra veya yavrular sütten kesilmeden önce yapılan operasyonlar

– Yalancı gebelik sırasında yapılan operasyonlar

– Kızgınlık döneminde mümkünse operasyon yapmaktan kaçınılmalıdır

– Genel sağlık durumu uygun değilse operasyon yapılmamalıdır

Hamile Bir Köpeği Kısırlaştırabilirmiyim?

Evet kısırlaştırabilirsiniz. Ancak bu işlemi hamileliğin erken dönemlerinde yaptırırsanız daha uygun olur.

Eğer bir zorunluk varsa gebeliğin son gününde dahi operasyon yaptırabilirsiniz.

Hamile Köpeklerde Görülen Davranış Değişiklikleri

Tüm dişilerde olduğu gibi köpeklerde de gebelik ve doğum özel bir dönemdir. Bu dönemde vücuttaki tüm hormonlarda farklılaşım söz konusudur. Annelik de içgüdüsel bir davranıştır ve bu davranışların hormonlar ile yakından ilişkisi vardır. Özellikle LTH (Luteotrop hormon) sütün salınması gibi önemli bir annelik vazifesini sağlayan hormondur. İlk kez doğum yapan bir köpeğin yavrularını emzirmesi hormonların annelik dürtüsü ile olan bağlantısını daha iyi açıklayabilir.

Hormon mekanizması birbirini stimüle ederek çalışır ve yumurtlamadan başlayarak gebeliğin sonuna hatta doğum ve süt salınmasına kadar pek çok mekanizmanın temelini oluşturur.

Vücutta şekillenen bu hormonal değişimlere bağlı olarak köpeğin davranışlarında da bazı değişimler gözlenir. Ancak karakter değişimlerinde etkin olan sadece hormonlar değildir. Çevresel faktörler ve stress de önemli rol oynamaktadır. Örneğin gebelik döneminde yaşanılan olumsuz bir olay (sahibinden ayrılma gibi) anne köpeğin doğum sonrasında yavruları ile ilgilenmemesine neden olabilir. Bunun yanında sahibine karşı agresif bir tutum içine de girebilir.

Özellikle gebeliğin son dönemlerinde belirginleşen davranış değişimlerinde neden annelik içgüdüsü ile yavrularını koruma dürtüsünün başlamasıdır. Henüz doğum yapmamış olmasına karşın yavrularını güven içerisinde doğurabileceği bir yer arayışı içindedir. Bu dönemde yer seçimi anne için çok önemlidir ve yapılacak her hangi bir değişim onun huzurunu kaçırabileceği gibi saldırganlaşmasına neden olabilir.

Doğum ile birlikte büyük bir davranış değişikliği gözlenir. Bu değişim bazen olumlu olabileceği gibi hiç istenmeyen olumsuzluklarda görülebilir.

Bazı anne köpekler doğum sonrasında yavrularına tamamen ilgisiz kalır ve onları beslemek dahi istemez. Hatta bazen yavrularını yeme eğilimi de olabilir. Bu durumun açıklaması oldukça güçtür. İlgisizliğin nedeni yetersiz hormon salınımı ile ilgili olabileceği gibi sahibinin ilgisini kaybetmek gibi bir nedenle de olabilir. Yavrularını yeme eğilimi ise yavruların güçsüz olması ile bağlantılı olabilir. Bu içgüdüsel olarak doğası gereği yapılan bir davranıştır. Ancak bazı annelerin yavrularına insan kokusu sindiğinden dolayı ilgisizlik gösterdiği ve yeme eğilimde olduğu da gözlenmiştir. Bu nedenle mümkün olduğunca doğum sonrasında yavrularla ilk temasın anne tarafından yapılması daha iyi olur.

Bazı köpekler hamilelik öncesinde saldırgan bir tavır sergilerken hamileliğin başlaması ile mizaçlarında bir yumuşama görülebilir. Hamilelik döneminde genellikle daha yavaş ve kontrollü hareketlerde sergileyebilirler.

Doğum için anne köpeğin kendi seçtiği yere müdahale edilmemesi faydalıdır. Ayrıca gerek duyulmadığı sürece doğuma müdahale edilmemeli eğer izin verirse okşayarak kasılmalar sırasında yanında olunmalıdır. Eğer yanına gittiğinizde huzursuzlanarak yer değiştirme çabası içerisine giriyorsa doğumu uzaktan izlemeniz daha iyi olacaktır. Yavrularına zarar gelebileceğini düşünerek yer değiştirme çabasında olabilir. Bu da doğum sürecini olumsuz etkileyebilir.

Hangi nedenle olursa olsun anne köpeğin yaşadığı bu davranış değişimleri genellikle geçicidir. Yavrular kendi başlarının çaresine bakacak duruma geldiği andan itibaren yani emzirmenin bittiği dönem sonunda anne kendi yaşam şekline ve eski tarzına dönmekte gecikmeyecektir.