Kedi Hastalıkları

Yaşam;

bir canlının bünyesinde meydana gelen fiziksel ve kimyasal olayların bütünüdür. Sağlıklı bir bedende bu olaylar düzenli bir seyir izler. Canlı vücudunda çeşitli sistemlerin ve bu sistemlere dahil organların işbirliği içinde ortak çalışması ile yaşamın sürekliliği sağlanır. Hastalık, yani bedenin sistem ve organlarının rutin işlevindeki aksamalar, canlı bedeninin normal fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Bu da yaşam kalitesinde azalmaya veya yaşamı tehdit edebilecek bir takım işlevsel bozuklukların şekillenmesine yol açar

Lütfen Dikkat!  Okuyacağınız yazılar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Etik ve deontolojik açıdan hastalıkların tedavisine girilmemiştir. Çünkü her hekimin her hangi bir hastalık için uygulayabileceği tedavi yöntemleri ve kullanacağı ilaçlar farklılık gösterebilir. Bu nedenle bir hastalıkla karşılaştığınızda öncelikle veteriner hekiminize danışmalı ve detaylı bilgi almalısınız.

Zoonos Hastalıklar

Cat Scratch Disease (Kedi Tırmığı Hastalığı)

Toxoplasmosis (Toksoplazma Enfeksiyonu)

Salmonellosis (Salmonelloz Enfeksiyonu)

Echinococcosis (Kist Hydatik)

Campylobacteriosis (Campylobacter Enfeksiyonu)

Rabies (Kuduz)

Trichophytosis (Mantar)

Üriner Sistem Hastalıklar

Enfeksiyonlar

Viral Enfeksiyonlar

FeSFV (Kedilerin Çoklu Eklem İltihabı)

Feline Panleukopenia (Kedi Gençlik Hastalığı)

Feline Viral Rhinotracheitis (Bulaşıcı Kedi Nezlesi)

Feline Leukemia Virus (Kedi Lösemisi)

Feline Calicivirus (Kedilerin Viral Solunum Yolu Enfeksiyonu)

Rabies (Kuduz)

Aujesky (Yalancı Kuduz)

Feline Immunodeficiency Virus (FIV – Kedi Aids’i)

Bakteriyel Enfeksiyonlar

Campylobacteriosis (Campylobakter Enfeksiyonu)

Nocardiosis (Nokardiyazis Enfeksiyonu)

Salmonellosis (Salmonella Enfeksiyonu)

Tetanus (Tetanoz)

Protozoal Enfeksiyonlar

Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)

Isosporoidosis (İsospora Enfeksiyonu)

Paraziter Enfeksiyonlar

Toxoplasmosis (Toksoplazma Enfeksiyonu)

Echinococcosis (Kist Hydatik)

Felin Hemobartonellosis

Toksikasyon

Zehirlenmeler

Antifiriz Zehirlenmesi

Organik Fosforlu İnsektisidler İle Zehirlenme

Antu (Alfa Naftil Tyoure) Zehirlenmesi

Arı Sokması Sonucu Zehirlenme

Dicumarol Bileşikleri İle Zehirlenme

Fosfor Zehirlenmesi

Striknin Zehirlenmesi

Barbituratlar İle Zehirlenme

Kalp ve Dolaşım Sistemi

Heartworm (Kalp Kurdu)

Endokardiosis

Sindirim Sistemi

Ağız ve Yutak Hastalıkları

Ağızda Yabancı Cisim

Üst Damak Yırtığı

Oropharyngeal Dysphagia Bozuklukları (Yutma Güçlüğü Bozuklukları)

Periodontitis (Dişin Çevre Dokularının İltihabı)

Stomatitis-Glossitis-Gingivitis

Tonsillitis (Bademcik İltihabı)

Epulis

Bağırsak Hastalıkları

Canine Rotavirus (Rotavirüs Enfeksiyonu)

Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)

Colitis (Kalın Bağırsak İltihabı)

İnce Bağırsaklarda Yabancı Cisim

Constipation (Kabızlık)

Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)

Özafagus ve Mide Hastalıkları

Gastritis (Mide Yangısı)

Midede Yabancı Cisim

Mide Torsiyonu (Mide Dönmesi)

Pankreas Hastalıkları

Pankreatik Yetmezlik

Pancreatitis (Pankreas Yangısı)

Rectum ve Anus Hastalıkları

Anal Keselerin İltihabı

Rectal Prolapse (Rectumun Dışarı Çıkması)

Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık Hastalıkları

Autoimmun Hemolitik Anemi (AIHA)

Discoid Lupus Erythematosus

Myasthenia Gravis

Systemic Lupus Erythematosus

Immun Thrombocytopenia (Trombosit Azalması)

Vogt – Koyanagi – Harada Sendromu

Deri

Deri Hastalıkları

Acne (Kıl Kökü İltihabı)

Pruritis Cutaneus (Kaşıntı)

Allopecia (Kıl Dökülmesi)

Feline Dermatitis Solaris (Kedilerin Beyaz Kulak Dermatiti)

Eczema (Ekzema)

Dermatitis (Deri Yangısı)

Kedilerin Yağlı Kuyruğu

Gıda Alerjisi

Flea Allergic Disease (Pire Alerjisi)

Pyoderma (Deri İltihabı)

Trichophytosis (Mantar)

Eosinophilic Granuloma

Notoedres Cati (Kedi Uyuzu)

Beslenme

Beslenme Hastalıkları

A Hypervitaminosis (A Vitamini Fazlalığı)

Anorexia (İştah Kaybı)

Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)

Kedilerde Taurin Eksikliği

Obesity (Aşırı Şişmanlık)

Rachitism (Raşitizm-Kemik Gelişimindeki Yetersizlik)

Kedilerde Tiamin (B 1 Vitamini) Eksikliği

Esansiyel Yağ Asitleri Eksikliği

Solunum Sistemi

Alt Solunum Sistemi Hastalıkları

Pneumonia (Zatürre)

Bronchitis (Bronşit)

Bronchopneumonia (Akciğerlerin Yangısı)

Emphysema (Anfizem)

Aspiration Pneumonia (Akciğere Yabancı Cisim Kaçması)

Akciğer Ödemi

Üst Solunum Sistemi Hastalıkları

Rhinitis (Burun Mukozasının Yangısı)

Farenksi Etkileyen Yabancı Cisimler

Farengitis (Farenks Yangısı)

Laryngitis (Larenks Yangısı)

İskelet ve Kas Sistemi

İskelet ve Kas Sistemii Hastalıkları

Spondylitis Deformans (Omurların Yangıya Bağlı Hasarı)

Myasthenia Gravis

Omuz Çıkığı

Luxatio Femoris (Kalça Çıkığı)

Mandibula Kırıkları (Alt Çene Kemiği Kırığı)

Göz ve Kulak

Gözün Anatomik Yapısı Hakkında Genel Bilgi

“Kedi Gözü” deyimlere geçecek ve çeşitli adlandırmalara girecek kadar hayranlık uyandırır. Kediler gözleri ve görme yetenekleri ile ayırt edilirler. Bir kedinin gözü doğumdan 7 ila 10 gün sonra açılır. İki ay içinde de gerçek rengini alır.

 

Başın iki tarafındaki göz bölgesi kedinin en iyi şekilde görmesi için konumlandırılmış gibidir. Tam bir avcı olmaları sebebi ile kediler aslen uzak görüşleri mükemmel olan yaratıklardır ama yakını görmekte zorluk çekerler.

Bir kedinin her bir gözü 120 derece açıya sahiptir. Toplamda ise görüş açısı göz hareketlerinin de etkisiyle başı kıpırdatmadan 280 derecedir. Öte yandan kediler, baktıkları bir noktaya odaklanma yeteneğine sahiptirler. Oval göz bebeklerini kısarak ya da büyüterek görüntü kalitesini düzenlerler.

 

Gece görme konusunda da oldukça başarılı olan kediler, normal bir insanın ihtiyaç duyduğu ışığın 1/6’sı kadarında bile rahatlıkla görürler. Karanlıkta daha iyi görünüm için göz bebeklerini büyütür, fazla ışıkta ise küçültürler.

 

Kediler görüntüleri siyah-beyaz görürler. Renk duyarlılıkları yoktur.

Siyam kedileri genetik olarak çift görme kusuruna sahiptirler.

Göz kediler için en hassas organların başında olup göz yaralanmaları ciddi enfeksiyonların vücuda dağılmasına sebep olabilir. Özellikle göz tahrişleri, yarı veya tam kapalı göz bu tür yaralanmaların belirtisidir.

 

Kedileri gözleri yaşarmaz. Sürekli bir göz yaşı nezle gibi (kediler için önemli) rahatsızlıkların işareti olabilir.

Göz anatomisi iki bölümde incelenir. 1) Göz küresi dışındaki yapılar, 2) Göz küresi

 

Göz küresi dışındaki yapılar:

Bunlar kaşlar, göz kapakları, kirpikler, konjonktiva ve göz dışı kaslarıdır.

Kaşlar alnın hemen altında yer alır. Burun kökünün her iki yanında simetrik olarak dışa doğru uzanırlar.

Göz kapakları:

Her göz için üst ve alt göz kapakları vardır. Üst göz kapağı normal pozisyonda gözün renkli kısmını üstten az bir miktar örterken alt göz kapağı renkli kısmın alt sınırında yer alır. Kapakların yapısında önden arkaya doğru cilt, gözün kapanmasını sağlayan göz kası, tars ismi verilen ve kapağa sertliğini veren bir kıkırdak yapı ve konjonktiva dediğimiz zar bulunur. Kapak kenarlarında kirpikler, değişik yerlerinde dağınık olarak salgı bezleri bulunur.

Konjonktiva:

Göz küresinin ön yüzünü ve kapakların iç yüzünü örten ince saydam zardır. Hareketlidir. Saydam olduğu için altındaki yapılardan dolayı beyaz görünür.

Göz dışı kasları:

Bir adet göz kapaklarının kapanmasını, bir adet göz kapaklarının açılmasını sağlayan kas vardır. Kapanmasını sağlayan kas kapakları yuvarlak olarak çevrelerken açan kas üst kapağın üst kenarına yapışarak kanca gibi gözü açar. Gözü hareket ettiren kaslar 6 adettir. Bunlardan 4’ü yukarı, aşağı, sağa ve sola hareket yaptırır. Diğer ikisi ise göze döndürme hareketi yaptırırlar.

Göz küresi:

Göz küresi temel olarak 3 kattan oluşur.

Sklera: En dıştaki beyaz katmandır. Göz küresine yuvarlak şeklini verir. Ön tarafta bombeleşir ve kornea ismi verilen saydam yapıyı oluşturur. Kornea, dışardan gelen ışınların kırılarak gözün arkasına geçmesini sağlar. İkinci bir kırılma gözün lensinde meydana gelir ve ışınlar retinaya odaklanarak net görme sağlanmış olur.

Koroid: Gözün damar tabakasıdır. Önde iris denilen gözün renkli tabakasını oluşturur. İrisin ortasındaki açıklığı göz bebeği denir. Göz bebeği ışınların göze kontrollü olarak girmesini sağlar. Ayrıca gözün ön kısmını dolduran sıvı da koroide ait silier cisim isimli yapıdan salınır, irisle kornea arasında bulunan açıdan gözü terkeder.

Retina: Gözün sinir tabakasıdır. Arkada fovea isimli nokta net görme merkezidir. Göz sinirinin gözü terkettiği yere papilla denir ve buranın ortasına kör nokta adı verilir. Göz küresini dolduran jel tarzındaki yapı ise vitreustur. Göz siniri gözü terkettikten sonra gözün içinde bulunduğu kemik huninin tepesine doğru ilerler ve oradan çıkar. Sonra bir çaprazlaşma yaparak her bir gözden gelen görsel bilgi her iki beyin yarı küresinin en arka kısmında kalan görme merkezlerine iletilerek görme algısı sağlanmış olur.

Göz yaşı sistemi:

Herbir göz küresinin üst dış kısmında ve kapakların iç kısmında göz yaşı üreten bezler vardır. Bu göz yaşı gözün ön yüzeyinde dağılarak hem görsel berraklık sağlar, hem de gözü enfeksiyonlara karşı korur. Sonra göz kapaklarının burun tarafında kalan pınarcıklara gelir. Buradaki ince kanallar vasıtasıyla göz yaşı kesesine iletilir. Daha sonra da bir pompa mekanizması ve başka bir kanalla burun içine iletilir. Gözün yapısı ile ilgili detaylı bilgiyi “Pratik Göz Anatomisi” kitabımızda bulabilirsiniz.

” Gözün açısı ne demektir?

Gözün ön kısmı iki kamaradan oluşur. Bu kamaraları dolduran sıvı silier cisim isimli bir yapıdan salınır ve gözün açısından dışa akımı sağlanır. Bu açı kornea ile iris arasında bulunur. İyi çalışmadığı zaman göz tansiyonu yükselir ve glokom denilen hastalık meydana gelir.

Göz Hastalıkları

Conjunctivitis (Konjonktivit İltihabı)

Cataract (Katarakt)

Kornea Yaraları

Enophthalmus (Göz Küresinin Küçülmesi)

Lens Luxationu (Lens Çıkığı)

Exophthalmus (Göz Çıkığı)

Iritis (İris Yangısı)

Keratitis Superficialis Prulenta

Keratitis Ulserosa

Keratoconjunctivitis Sicca

Nystagmus (Göz Titremesi)

Panophthalmus (Göz Küresinin İrinli Yangısı)

Strabismus (Şaşılık)

Kulak Hastalıkları

Kulak Anatomisi Hakkında Genel Bilgiler

Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler. Hani şu bestecilerin “müzik kulağı var” dedikleri türden işittiklerini tek tek ayrıştırıp değerlendirebilirler. İşitme kediler için hem güvenlikleri (tehlikeden kaçma anının tespiti) hem de avlanmaları (besin olacak canlının yerinin tespiti) için önemlidir. Kediler insanlardan da köpeklerden de daha iyi işitirler. İnsanlar 20 Hz’e kadar sesleri işitirken köpekler 40 Hz’e kadar sesleri işitir. Ama kediler için bu sınır 60 Hz’dir. Bu metrelerce uzaktaki bir böceğin yürüyüşünün ya da saklanan bir farenin soluğunun duyulmasıdır.

Kedinin kulakları baş kısmında yükselişi ile adeta bir radar görevi görür. 20 adet kas bu geniş kulakları hareket ettirir. Kediler kulak yabalarını sesin geldiği yöne rahatlıkla çevrilerek sesi daha net alacak şekilde kulak fizyonomilerini değiştirebilirler. Kulağa gelen ses dalgaları hemen iç kulağa iletir ve harekete geçip geçmeme kararı saniyeler içinde verilir. Ani bir seste sıçranır ya da sabit kalınır. Kedilerin çok iyi işittiklerini bilsek de David Morton’un esprili bir şekilde söylediği gibi kedilerin ne işittiğini ancak kediler bilir.

Kulak üç kısımdan oluşur :

Dış Kulak, Orta Kulak ve İç Kulak

Dış Kulak

Kulak (Kulak Kepçesi)

Dış Kulak Kanalı

Kulak Zarı

Orta Kulak

Üç Küçük Kemikçikten oluşur, çekiç, örs ve özengi.

İç Kulak

İç Kulak (koklea), salyangoz şeklinde olup SIVI ile doludur. İçinde duyarlı tüylü hücreler bulunur.

Vestibül Sistemi (Vestibül, semisirküler kanallar ve vestibül siniri içerir. Bu sistem denge sağlamaya yardımcı olur)

İşitme Siniri

Kulak Hastalıkları

Otitis Interna (İç Kulak İltihabı)

Deafness (Sağırlık)

Otocariasis (Kulak Parazitleri)

Kedi Kulak Uyuzu (Notoedric Mange-Feline Scabies)

Otitis Media (Orta Kulak İltihabı)

Otitis Externa (Dış Kulak Yolu İltihabı)

Getinal Sistem

Erkek Getinal Sistem Hastalıkları

Orchitis (Testis Yangısı)

Cryptorchidism (Testislerin İnmemesi)

Orchitis (Testis Yangısı)

Dişi Getinal Sistem Hastalıkları

Mastitis (Meme Bezlerinin Yangısı)

Metritis (Rahim Yangısı)

Vajinitis (Vajen Yangısı)

Vulvutis (Vulva Yangısı

Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)

Meme Tümörleri

Uterus (Rahim) Yırtıkları

Metritis(Rahim Enfeksiyonu)

Piyometra(Rahim İltehabı)

Sinir Sistemi

Sinir Sistemi Hastalıkları

Epilepsy (Sara)

Kuyruk Felci

Metabolizma

Metabolizma Hastalıkları

Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

Diabetes Insipidus (Şekersiz Diyabet)

Hypoglycemia (Düşük Kan Şekeri)

Hyperadrenocorticism (Cushing Hastalığı)

Hypoadrenocorticism (Addison Hastalığı)

Hyperparathyroidizm (Paratroid Bezlerinin Aşırı Çalışması)

Hypoparathyroidizm (Paratroid Bezlerinin Yetersiz Çalışması)

Hyperthyroidizm (Troid Bezlerinin Aşırı Çalışması)

Hypothyroidizm (Troid Bezlerinin Yetersiz Çalışması)

Kedilerde Böbrek Yetmezliği

Böbrekler vücutta iki önemli fonksiyona sahiptir. Bu fonksiyonlar, vücutta metabolik faliyetler sonucunda oluşan son ürünlerin uzaklaştırılması ve vücut sıvılarının yoğunluğunun ayarlanmasıdır. Örneğin, üre, kreatin, ürik asit ve üratlar böbreklerde süzülerek vücuttan atılır. Sodyum, potasyum, klor ve hidrojen iyonları ise vücutta birikme eğilimindedir ve bu iyonların gereken oranda tutulması ve fazlasının atılmasıda böbreklerin görevidir.

Bu işlemler böbreğin nefron denilen bölümlerinde yapılır. Nefronlar tek bir birim olmayıp glomerullar, bowman kasulü ve tubullerden oluşan bir komplekstir. Kan plazması, bu kompleks içinden geçerken süzme işlemleri yapılarak vücut için gerekli olan maddeler tutulur, atılması gerekenler ayrışır ve idrar oluşur. İşte böylesine önemli bir işleve sahip olan nefronlarda şekillenen dejenerasyonlarda geri dönüşüm neredeyse imkansızdır. Çünkü nefronların kendini yenileme kabiliyeti oldukça düşüktür.

Nefronlardaki yıkımlanma oranı çok önemlidir. Bir böbrekteki nefronların yaklaşık olarak % 70 kadarı yıkımlandığı zaman, böbrek fonksiyonlarını yapamaz hale gelir ve böbrek yetmezlikleri şekillenir.

Böbrek yetmezliklerinde protein metabolizması sonucu oluşan nitrojenli maddeler, özellikle de üre, yeterli oranda vücuttan atılamayacağından birikmeye başlar ve üremiye (kanda üre miktarının artışı) neden olur. Bu durum sindirim ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etki yaparak kusma, ishal ve titremeler gibi belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Tüm bu işlemler sırasında idrarla fazla miktarda amino asit kaybı söz konusu olduğundan vücudun protein ihtiyacı artar.

Kedilerde sık görülen böbrek yetmezliklerinde beslenme dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Çünkü böbrekler yetersiz kaldığında veya fonksiyonlarını yapamaz hale geldiğinde vücut için zararlı maddelerin birikimi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda gerekli medikal tedaviler yanında beslenmeye dikkat edilerek böbreğin yükünün azaltılması gerekir.

Böbrek yetmezliklerinde az miktarda ancak yüksek oranda sindirilebilirlik özelliğine sahip protein alınması gerekir. Aksi halde alınan sindirilemeyen proteinin fazla miktarda alımı üre artışını hızlandırabilir. Gereğinden az alındığında ise amino asit kaybının karşılanması imkansızlaşır.

Bir kedinin günlük ihtiyacı olan protein miktarı yaklaşık olarak 3,1-3,5 gr/kg olarak belirlenmiş olmasına karşın bu oranı sağlamak oldukça güçtür. Bu nedenle mama firmaları tarafından böbrek hastalıkları için özel olarak üretilmiş diet mamaların kullanılması faydalıdır. Ancak bu ürünler yalnızca Veteriner hekim kontrolünde ve zaman zaman gerekli tahliller yapılarak kullanılmalıdır.

Böbrek yetmezliklerinde vücut için önemli olan ve fonksiyonlarında aksamanın şekillendiği diğer bir mekanizma kalsiyum fosfor metabolizmasıdır. Özellikle idrarla kalsiyum atılımı artar buna karşın fosfor tutulur. Fosforun vücutta birikimi paratiroid hormon salınmasını uyarır ve hiperparatiroidizm şekillenmesine neden olabilir. Bu esnada şekillenen hipokalseminin düzenlenebilmesi için kemiklerden kalsiyum emilimi başlar ve sonucunda osteodistrofi (kemiklerde deformasyon) şekillenebilir.

Kalsiyum ve fosfor arasındaki dengenin bozulması vücutta sodyumun tutulmasına da neden olarak hipertansiyona neden olabilir. Tüm bu nedenlere bağlı olaral böbrek yetmezliği olan bir kediye fosforca fakir bir diyet önerilmektedir. Bu kısıtlama yanında fosforun bağırsaklardan emilimini azaltmak amacıyla medikal tedavilerde uygulanabilir.

Böbrek yetmezliği durumlarında suda eriyen vitaminlerinde atılımı hızlanır ve ciddi oranlarda kayıplar şekillenebilir. Bu nedenle diyetinde yeterli oranda B vitamini takviyesine de önem verilmelidir.

Böbrek yetmezliklerinde kedinin enerji gereksinimini sağlamak amacıyla yağ ve karbonhidratların kullanılması uygundur. Karbonhidrat kaynağı olarak pirinç ve tahıllar seçilebilir. Yağ lezzet artırıcı olduğundan yeterli miktarlarda bulundurulmalıdır. Böylesine özen isteyen bir diyetin hazırlanması ve gerekli oranların dengelenmesi oldukça zor ve zahmetli bir işlem olduğundan piyasada özellikle böbrek hastalıklarına karşı üretilmiş hazır mamalardan kullanmak daha pratik ve sağlıklı olacaktır.

Akut yetmezlik durumlarında kusma, ishal gibi gastrointestinal sisteme ait bozukluklar şekilleneceğinden oral bir diyet uygulanması her zaman söz konusu değildir. Böyle bir durumda damar içi yolla gerekli tedaviler yapıldıktan sonra seçilen uygun bir diyet proğramı ile bazen başarılı sonuçlar elde etmek mümkün olabilir.

Kronik böbrek yetmezliklerinde gerekli tedavi yapıldıktan sonra belirlenen diyet proğramının hastanın yaşamı boyunca uygulanması gerekebilir.

Kedilerde oldukca sık karşılaşılan böbrek yetmezliği olayları uzun ve yorucu tedavilere rağmen çoğunlukla kötü sonlanır. Bu nedenle hastalığın erken teşhis edilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca tedavinin uzun süreli olması hasta sahibini yıldırmamalı ve hekimin tavsiyelerine harfiyen uyulmalıdır.